Telefon Hemen Ara
Türkçe İngilizce Arabic
Türkçe İngilizce Arabic

Obezite Cerrahisi

Obezite Cerrahisi

Obesite çağımızın en önemli sağlık problemlerinden biridir. Toplumun neredeyse üçte biri fazla kilolu ya da obez. Yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler, hareketsizlik, fast-food tarzı beslenme bunun en bilinen nedenlerdir. Ayrıca bazı hastalıklar ve hormon bozuklukları da aşırı kilo alımınına neden olabilmektedir. Obesiteyle savaşta farklı birçok yöntem denenmektedir. Diyet programlarından başlayarak mide balonu, mideye botox enjeksiyonu, mideye kelepçe takılması, mide küçültme ameliyatlarına kadar çok değişik uygulamalar mevcuttur. Kilo verme adına yapılan bu ameliyatlara obezite cerrahisi ya da bariatrik cerrahi denmektedir. 

Kimler ameliyat olabilir?

Beden kitle indeksi (BKİ) 40’dan yüksek olan ya da BKİ’i 35’den yüksek ve yanında kronik hastalıkları bulunanlar.

Bir yıllık ilaç ve diyet sonucunda kilo veremeyenler.

Endokrinolojiyi ilgilendiren hastalıkları bulunmayanlar.

Aşırı alkol veya uyuşturucu madde bağımlısı olmayanlar.

Obezitenin cerrahi tedavisinde hangi ameliyatlar uygulanmaktadır?

Günümüzde obezite ameliyatları kapalı yöntem ile yapılmakta ve böylelikle hastanın iyileşme süreci kısalmaktadır. Obezite için yapılan ameliyatlarda belli başlı üç yöntem izlenmektedir:

Kısıtlayıcı ameliyatlar ( Tüp mide ameliyatı)

Besin emilimini bozucu ameliyatlar 

Kısıtlayıcı ve besin emilimini bozucu ameliyatlar

Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve Gastrektomi)

Tüp mide ameliyatı midenin yaklaşık %80’lik kısmının cerrahi olarak çıkarılmasıyla gerçekleştirilen bir obezite ameliyatıdır. Birden fazla mekanizmayla hastanın kilo vermesini sağlamaktadır. Öncelikle, yeni oluşturulan mide normal mideye göre belirgin derecede azalmış hacmi nedeniyle daha az gıda ve böylece daha az kalori alınmasına neden olur. Ancak asıl etkisinin gıda alımını kısıtlamaktan öte mide bağırsak sistemindeki özellikle açlık, tokluk ve kan şekeri kontrolünü sağlayan hormonlar üzerinde meydana getirdiği değişimdir.

Kısa dönem sonuçlarına bakıldığında tüp mide ameliyatı, daha eski olan gastrik bypass kadar hem hastanın kilo vermesi hem de diyabet gibi metabolik bozuklukların tamamen düzeltilmesinde veya iyileşmesinde etkili bir ameliyattır. Ayrıca tüp mide ameliyatı gastrik bypass ameliyatına göre daha az komplikasyonun görüldüğü bir ameliyattır. Tüp mide ameliyatı kısıtlayıcı bir ameliyat yöntemidir.  Fazla kiloların %50-60’ının kısa sürede kolaylıkla verilmesini sağlaması, yabancı bir cismin vücuda adapte edilmek zorunda olunmaması, mide bağırsak sisteminde gıda geçiş güzergahında bir değişiklik gerektirmemesi, hastanede kalış süresinin daha kısa olması, mide bağırsak sistemindeki açlık, tokluk ve kan şekeri düzenleyici hormonlara olumlu yönde etkilerde bulunması da avantajlarıdır.

Gastrik Bypass

Gastrik Bypass diğer obezite cerrahi yöntemlerine göre daha eski bir ameliyat türüdür. Bu nedenle dünyada günümüze kadar en fazla yapılmış obezite cerrahi yöntemi olarak sayılabilir. Birinci aşamada 30 mililitre hacminde küçük bir mide oluşturulur. Bunun için yemek borusu mide bileşkesine yakın mide dokusu kullanılır. Yeni oluşturulan bu küçük mideye ince bağırsaklar belli bir mesafeden bağlanır. İki tür bypass vardır. Bir türünde ince bağırsaklar hiç ayrılmadan bir halka şeklinde getirilerek mideye bağlanır. Buna “Mini Gastrik Bypass” denir. Diğer türde ise, ince bağırsak ayrılır ve bir ucu mideye diğer ucu ise yine ince bağırsağa ancak belli bir mesafeden sonra bağlanır. Buna da Roux en Y gastrik bypass adı verilir. Küçük teknik farklar dışında bu iki yöntem de yakın cerrahi sonuçlar vermektedir. Buradaki mekanizma tüp midede olduğu gibi hem kısıtlayıcıdır yani hasta daha sınırlı gıda miktarı tüketebilir hem de gıdalar onikiparmak bağırsağına dökülen safra ve pankreas enzimleri ile olması gereken yerden çok daha uzak ince bağırsak bölümlerinde karşılaşır. Böylece gıdaların parçalanması ve emilmesi zorlaşır ve buna bağlı emilimi bozucu bir mekanizma eklenmiş olur. Hasta kısaca az yer ve yediğinden az yararlanır. Burada mide bağırsak sistemi hormonlarındaki değişim tüp mideye oranla daha belirgin olur. Buna bağlı olarak da açlık hissi azalır, tokluk hissi artar ve kan şekeri daha düzgün seyreder. 

Ameliyat sonrası yaşam

Burada hastaların bilmesi gereken bir diğer önemli nokta ameliyattan sonra kendilerini bambaşka bir hayatın beklediğidir. Beslenme ve diyet uzmanı rehberliğinde düşük karbonhidrat-yüksek proteinli bir diyet uygulanması, ufak porsiyonlarda daha fazla sayıda öğünlerin düzenlenmesi, iyi çiğneme alışkanlığının kazanılması, günlük multi-vitamin, kalsiyum ve D vitamini takviyesinin yapılması, fizik egzersizlerin buna eklenmesi büyük önem taşımaktadır.